Neyin nesi kimin fesi

Mert, bir insandır. Bana öyle geliyor ki iyi de bir insandır. Ama elbette emin olamayız. Zira Mert hakkında bildiklerimin çoğunu kimden öğrendiğimi söylersem artık bana olan güveniniz sarsılır. O yüzden, yani siz hala bana güveniyorken, bildiğimi iddia ettiğim şeyleri gerçekten doğru kabul edin ve bu sizin için yeterli olsun. Böylece Mert iyi bir insan olarak yoluna devam edebilsin.

13.2.12

Selamsız sabahsız

Orda duruyor, hiç bir yere gitmiyor. Ünivesitedeki halim, o çocuk, o en büyük hayalkırıklığı, en büyük umut, en kalabalık ve en yalnız halim. O kadar zayıf ki birisi dokunsa uçacakmış gibi. İpince bir boyun, kısa olması gerekenden uzun, uzun olması gereken kısa saçlar. Gözlükler ve boğazlı kazaklar. Hem depresif hem mutlu olmayı başarabilen benim en güzel ve en çirkin yaşlarım. O kadar kırıldı ki, kırıldığında o kadar inandırdı ki kendini, iyileşmesi yıllar sürdü. Ve asla iyileşmedi. Şimdi aradan yıllar geçti, belki herkes ve herşey unutuldu o zamanlara dair, belki arada sırada o günleri ananlar çıktı, belki aslında hiç yaşanmamış şeyler vardı, o zamanlar bütün kalbimle inandığım. Gülmeler bile güzeldi, ağlamalar zaten eşşiz. O kadar seviyorum ki o adamı, ne kadar anlatsam az. Porsuğun akışına kapılıp boğulabilirdi, tutundu, ayazlarda donabilirdi, dayandı, bir gece çıkıp kaybolabilirdi, hep hatırladı. Üzerine çok şeyler serdim o günlerin, ama en çok saatleri, günler, yılları serdim kapansın diye. Üzerini örtmek istediğim o ben değildim ama onu örtmeden de olmayacaktı. Gömdüm. Başka çarem yoktu. Sonra başka bir kapı açtım, o kapıdan girdim, yürüdüm. Uzun uzun ve sabırla yürüdüm. Kederle de kaderle de başettim. Sabır en büyük sınav, sabretmek en büyük değişim. Yavaş yavaş evrildiğim bu yeni yolculukta imzalanan barışlar ve kabul edilen gerçekler var. Nihayet zamanın geldiğine karar verip, geçmişe güzel bir tebessümle selam verip, kibarca şapkamı çıkartıp hafif eğilerek, tokalaşmak üzere elimi uzattım. Çok kısa sürdü, ama hala orada olduğunu gördüm. Beni ben yapan, bütün bu zaman aslında bana gereken gücü veren oydu. Hala içimde yarım kalan bir yerde öylece kaldığını anladım. Hiç bir yere gitmemiş ve gitmeyecekti. Ben onunla birlikte hep biraz telaşlı biraz hüzünlü ve biraz geçmiş kalacaktım. Bütün bunları anlamam bir kaç saniye sürdü. O çocuk benim temellerimi öyle bir atmış ki, yanında bütün uğraşlar nafile. O benim en erken büyümüş halim, benim göreceklerimin hepsinin özetini yaşamış, hepsine karşı ayakta dik durmuş, bütün mücadelelerden hayatta kalmış. O mücadeleler ruhunda ve aklında çok büyük izler bırakmış. O hiç bir yere gitmeyecek, iyi ki gitmeyecek. İşte böyle bir gün gelecek. Selamsız sabahsız..