Hiç. Yerde bir toz zerresi, trafikte bir araba, ağaçta bir yaprak, alemde bir kul. Vazgeçmenin, kabullenmenin eşiğinde hiçe atılan bir adım. Bir adım ki, ardında bıraktığı herşeyin vesvesesi yüzünden yaşanamamış. Karanlık bir mevcudiyetin büyük kavgalarının cevaplarından tamamen uzak. Öyle bir adım ki atmaya dair cesareti temelli bir yalınlık kabulunden geçiyor. Saf bir hesaplaşma ile içinde yer değiştiriyor. Dertlerini hepten alıp hiçe veriyor. hiçten alıp iç ediyor. Başın yere yakın, vücudun yere yakın, ruhun boşlukta, ruhun özgür, ruhun serbest. Aklın bembeyaz, aidiyetin sınırsız, tek bir kelime hiç. Hiç. Sessiz.
Hakkında düşünmenin bile olanaksız olduğu yekpare muamma. Sohbetinin bile çehremizi değiştirdiği ütopya. Bir gün herşeyimi bırakıp sana gelmek üzere bir yolculuğa çıkacağım. Bir gün, hiçbirşeyim olmadığını anlayıp sana biat edeceğim.
Hiç. Olmaklığın bile mucizevi imkansızlığının kısacık özeti.
No comments:
Post a Comment