"-sana ihtiyacım var
-hayır bana ihtiyacın yok
-bunu sen bilemezsin
-ama bildiğim başka şeyler var
-nedir?
-bana ihtiyacın olduğunu bana düşündürterek benim duygularımı hiçe sayabiliyor, ve sağladığın yararı maksimize etmeye uğraşıyorsun. işin trajik yanı ise böyle yaptığının farkında olmaman. yani seni suçlayamıyorum, sadece anlaman için çaba sarfedebilirim
-kendini fazla önemsiyorsun
-o zaman bana sen anlat, neden seni hayatımdan çıkartmaya her çabalayışımda beni tekrar buluyorsun? neden sahip olduğun şeyleri korurken benim kendime senden başka bir yol çizmeme engel oluyorsun? ve bu zayıflığımı kullanırken hiç canın yanmıyor mu? bana bunları anlat, lütfen.
-ben mi seni tekrar buluyorum? ben mi sana engel oluyorum? sana defalarca seninle birlikte olamayacağımı söylediğim halde bunu önemsemez gibi yapıp benimle sadece arkadaş gibi diyalog kuran sen değil miydin? ben ne yaptığımı sana söyleyeyim. ben senden kendime arkadaş yaptım, ve bunu sen sağladın. şimdi sana ihtiyacım var çünkü başka arkadaşım kalmadı. beni benden bile daha iyi tanıyorsun ve birilerine birşeyler anlatmam lazım
-üzgünüm. ben artık o rüyayı görmüyorum. şimdi parmaklarımdan ve dilimden bencillik akıyor. kendimi korumanın başka bir yolunu bilmiyorum. herşeyi olduğu gibi bırakıp gitmekten başka bir yol bilmiyorum. kendimi kandırmanın pek çok yolunu biliyorum ama seninle baş etme hususunda hiçbir fikrim yok. gücümde yok, cesaretimde yok. bu yönüyle bitmiş bir adamım. ve kimse bitmiş adamlarla birlikte olmak istemez.
bana acır gibi bakarken söylemek istediklerinin kalanını söylemekten vazgeçtiğini anladım. aslında bana acımıyordu. ikimizde hadiseyi ne kadar büyüttüğümü biliyorduk. sadece olay çıkartmak istemiştim. bu huyuma alıştığından olsa gerek çok fazla bel altından vurmamış, oyundaki rolünü güzel oynamıştı. birbirimizden vazgeçemiyorduk. daha önce kendi kendimize ciddi kararlar alıp bir daha hiç görüşmemeyi denemiş olsakta bunu bir türlü başaramamıştık. sevgili olamıyor arkadaş olamıyor ne olmaya çalışırsak çalışalım elimize yüzümüze bulaştırıyorduk"
No comments:
Post a Comment