işlek bir köşe başında 13.30 matinesi sevgililerinin birbirlerini beklemeleriyle başlayan gün 23.30 matinesi ayyaşlarının duvara kaldırdıkları kadehle sona yaklaşır. virane bir apartmanın bodrum katında, seni sevmeler cumhuriyetçileri, seni sevmeler demokratları karşısında güç kullanmaktadır. ve illaki o kaldırımlar ıslak, sokak lambaları puslu, geçmiş önemsizdir. klişeler yine ve yine ve yine uslanmayan bir direniştir. herhangi bir şarkının ilk notası bir 13.30 sevgilisini bir 23.30 ayyaşına dönüştürebilecek kudrettedir. herhangi bir akşamın serin esen rüzgarı yolu değiştirmek için gayet yeterlidir. sigara dumanı bulutunun arasında kelebekler, yollarını kaybetmemek için kendilerine uzanan ele güvenirler. kelebeklerin ömrü kaç sigara içimi kadar sürer? özleye tökezleye ilerleyen hangi ilişki bir sonraki için fayda sağlamaz ki? işte, işte seni sevmeler cumhuriyeti.
sınırda bıraktığımız anılarımızın sığacağı bavullar düş kazalarımızda kayboldu. düşen ve düşen ve düşen karların arasında tekrar ve tekrar ve tekrar ilerlerken, inançların gitmiş olması değil yıldızların parlamış olmasında esas hayret ve endişe. çok acele çıkılmış bir tatilin geride bırakılan o en önemli eşyası gibi, yollar, yollar, yollar boyunca akıldan çıkmayacaksın. o yoldan geri dönmeye kimse cesaret etmeyecek. sana veda edilmiş olacak, sana yalnızlıklarla örülmüş bir hayatın meydan okuması sunulacak. sınırda seni karşılayan memurlar kibarca davet edecekler içeri. işte, işte seni sevmeler cumhuriyeti.
No comments:
Post a Comment