varolan genel ilişki kurallarını tümden reddediyorum. bu kadar zor olmamalı. isteyebilirim yan cebime koymacılığını kabul etmiyorum. istetebilmek için takla atmaktan azad edilmek için adımı gereken listenin sonuna yazdırdım. sıram 1254 sene sonra gelecek. 1254 sene boyunca kalacağım yeri seçtim. tepesinde çemberlerle çizilmiş garip sınırlar olan dağın insani kalabalıkları arasında kayboldum. zamanlardan soğuk. ateşin icadına çok var. ısınmanın tek yolu birisinin elini tutmak. bu ikilemin mahşerinde mahvoluyorum. eğer 1254 sene dayanabilirsem kurtulacağım. ama dayanabilmek için birisinin elini tutmalıyım. ya sürenin sonunda tuttuğum eli bırakmak istemezsem. o zaman bu dağın tepesinden inebilecek miyim? attığım adım hangi zamana izdüşecek. beni affedebilecek bir güneş doğacak mı? zaafiyetimin sınavını vereceğim. işte bu benim dinim. nefsimin korkunç iştahını kırbaçlarla terbiye edebilir miyim? eğer yenik düşüp tuttuğum el, sağ omzumdaki şeytanın kızkardeşinin eli ise, işte o zaman...
evrenin hiç görmediği bir karabasanda uyanarak yastığınıza düşen ter damlalarınızda duyulamayan haykırışlarınız olacağım.
yakılarak idam edilen mazlumların tutuşan son saç telinin, kaale alınmaması imkansız çığlığı olacağım.
canlı canlı gömülen bir ölünün, üzerine atılan her kürek toprağın sesini duyduğunda çürümüş kalbine saplanan hançer olacağım.
susuzluktan kurumuş bir çiçeğin solan yapraklarına, bütün ümidi kaybettikten, ve hayata dair hayallerinin hepsinden vazgeçtikten sonra değen bir damla su olacağım. kahkahalarla.
ey şeytanın lanetli kız kardeşi...eğer senin elini tutarsam, sen kazanırsın. benim elimi tutma.
No comments:
Post a Comment