Neyin nesi kimin fesi

Mert, bir insandır. Bana öyle geliyor ki iyi de bir insandır. Ama elbette emin olamayız. Zira Mert hakkında bildiklerimin çoğunu kimden öğrendiğimi söylersem artık bana olan güveniniz sarsılır. O yüzden, yani siz hala bana güveniyorken, bildiğimi iddia ettiğim şeyleri gerçekten doğru kabul edin ve bu sizin için yeterli olsun. Böylece Mert iyi bir insan olarak yoluna devam edebilsin.

17.11.09

Karanlıktan Çıkarken

Geçmişle sınırlı, adımların kadar özgür, toprakla birlik olup gitme.
Yazacaksan iyi davran, uçacaksan dostlarını unutma, şarkılara ritm tut.

Kışın işten karanlıkta çıkıp gittiğinden beri bazıları artık ondan hiç haber alamadı. Halbuki pek çok kere karanlıkta işten çıkmaktan nefret ettiğini söylemişti. Nereye gittiğini tahmin edenler, onu görmek istediklerinde yanına gittiler. Birlikte birer kahve içip sonra ayrıldılar. O hep orda kaldı. Dönmesi için bir nedeni yoktu ki, orda mutluydu. Dönerse bir daha karanlıkta işten çıkmak zorunda kalabilirdi. Bittiğini biliyordu, endişeli değildi. Küçük bir masası ve üzerinde ona gerekli olan herşey vardı. Saat, fotoğraf makinası, kalem ve yastık. Günlerin akışına alıştıkça saate de gerek kalmayacağını biliyordu ama şimdilik saat önemliydi. Kafasının içinde dönüp duran şarkı sözleriyle daha uzun süre idare edebilirdi. Bugüne kadar neden o sıkıntıların hepsine katlanmak zorunda olduğunu düşündüğünü bilmiyordu. İşte tüm yapması gereken bu kadardı. Bir masa ve üzerinde kendisine gerekli birkaç parça şey ile herşeyi geride bırakabilmişti. İçten ve samimi gülümsemesini görseniz mutlu olduğunu anlardınız.

Yıllarca lodostan nefret etmişti. Lodos demek karışıklık ve gürültü demekti. Tanrının bir güç gösterisi gibiydi. Neyi ispat etmeye çalışıyordu ki? Biraz daha alçakgönüllü olmanın kimseye zararı dokunmazdı. Ve bütün o şovdan sonra, lodostan sonra yağacak yağmurdan hemen önce, gökyüzünün o rengi, aydınlık ve karanlık arasındaki sahnenin perdesi gibiydi. Birkaç saat önce ortalıklarda hiç bulut yokken bir anda olanca kasvetleri ve yakınlıklarıyla acımasızca gökyüzünü kaplarlardı. Sinirli gözlerle havayı kontrol edip ne zaman yağacağını stresle bekler, sonra herşeyin eski haline döneceğini düşünüp kendini avuturdu. Lodosla hiçbir zaman arası düzelmedi. Kendini bu kadar önemseyen hiç birşeyi hiçbir zaman sevmemişti. Aynı hataya kendisinin düştüğünü gördüğünde ise çok geç olmadığını ümit etmekten başka yapacak bir şeyi yoktu. Hayır aslında vardı, karanlık bir iş çıkışını bahane edebilirdi pekâla.

Karanlıktan çıkmak için bekleyenler, bir adım atmaktan aciz olanlar, mutlu olduklarına inananlar, geri dönülebileceğini sanarak ilerleyenler, rüyalarınızla yetinmek zorundasınız. Hikayeler, okuyup beslenmeniz için değil birşeyler yapmanız içiniz var. Daha fazla oyalanırsanız bir rüzgar bütün sayfaları alıp götürecek. Ardından yağan yağmurda sırılsıklam ıslanacaksınız. En azından cebinize kaleminizi şimdiden koyun, çünkü yanıma geldiğinizde ihtiyacınız olacak.

1 comment:

Merve Aygün said...

mm...ne diyeyim...en iyisi bi şey demeyeyim..akşamın örtüsüne ne kadar güzel karıştı bu..tarifsiz olmuş bu,bak tadı nasıl da kaldı...çok güzel..