Sigara yakışmadı diyor kaşlarımı çatıyorum. Paketten bir tane alıp yakıp, hızlıca nefes çekip üflüyorum. Sigara yakışmadı diyorum. Masada dibi kalmış bir çay var, onu da içiveriyorum. Hem dışarısı soğuk hem içerisi. Sen giderken balkonda hercai bir menekşe vardı. Plastik küçük saksısının dibinden çamurlu sular süzülürdü. Bir zamanlar bütün balkonumuzda çiçekler vardı. Bir zamanlar, eski zamanlar, öylece kalkıp gidemezdik. Çiçeklerimiz vardı çünkü, yollarımızı beklerlerdi. Sonra sen gittin, bu balkondaki en güzel kahvaltıların yerini küfür eder gibi bakan küçük bir hercai menekşe saksısı, izmaritler ve çay bardakları aldı. Çok klasik bir fotoğraf gibi ama, klasikler işi biliyormuş değil mi? Alışkanlıklar her gün görülen bir rüya gibi işlemiş içimize. Ne yapsam, ne kadar uzaklaşsam da genede bu masada, bu balkonda oturmak için geri geliyorum. Her sigara yakışımda kaşlarımı çatıp ilk nefesi hızlıca çekiyorum.
Karanlık bir koridorda yürüyorsun, ellerin sağda solda duvarları bulmaya çalışıyor. Koridorun sonunda ne olduğunu bile unutmuşsun. O an tek amacın o koridorda doğru dürüst yürüyebilmek. Adımını atarken kaval kemiğinde bir acı duyma endişesi ile çekingen davranıyorsun. İçinden bir ses önünün boş olduğunu, adımlarını cesurca atarsan rahatlıkla yürüyebileceğini söylüyor. Sanki aynı koridorda daha önce yürümüşsün, ve gerçekten de çarpacak, korkacak bir şey olmadığını biliyorsun. Ama genede her adım atışında korkuyor, tereddüt ediyor, yavaşlıyorsun. Karanlık bir koridorda, nereye gittiğini bile umursamadan, korkarak, yavaşça yürüyorsun. Hayat.
Mecburen sevgilim, hapisten bir parmaklık, kaçamayan rüzgar. Rüzgar kaçamadı, burada esti. Şapkalarımız uçtu sürekli. Şemsiyelerimizi hiç açamadık yağmurda. Bak bana, bunlar benim cümlelerim. Okurdun, beğenirdin. Bunlar hala benim cümlelerim, okursan belki gene beğenirsin. Düşmanca tavırlarını rafa kaldırmakta tereddüt eden pardesülü yol arkadaşlarım ve nazik iş çıkışı saatleri arasında ‘Haydi bir dilek tut’ diyen kimse kalmadı. Kaldırımlar koyu renk bir takım elbise denizi gibi sürükleniyor. Bu akşam bir bira içelim desem, biraların da biraz istekli olması gerekmez mi? Ama tamam, bunca şikayetin arasında ufak keyiflerin yeri olmasaydı bunalım eşiklerinde birdirbir oynayan kaçık çocuklardan olurduk. Oyun bittiğinde yamaçta kimse kalmazdı, oynayanların hepsi şair olurdu. Ve benim şair olmak için tekrar çocuk olmaya niyetim yok. Önceden olsa belki, bir ihtimal senin için düşünürdüm ama artık tek bildiğim sen de benim bir kelimemsin işte. Ve o halde “Şair olmak için tekrar çocuk olmanı istemiyorum” demekte senin için çok kolay. “Şair olmak için tekrar çocuk olmanı istemiyorum” Tamam kabul, zaten benim de niyetim yoktu. Seninle iyi anlaşacağımız belli. Ve sen bu kadar anlayışlı olduğun sürece benim seni terketmeyeceğim çok açık. Maalesef.
1 comment:
Koridor bölümünü tekrar tekrar okumak isterim... şu an içinde bulunduğum ama adlandıramadığım şeyler için okuyunca heh! tamam işte bunun gibi bişeydi demek istediğim, dedirten bölüm.
Post a Comment