Neyin nesi kimin fesi

Mert, bir insandır. Bana öyle geliyor ki iyi de bir insandır. Ama elbette emin olamayız. Zira Mert hakkında bildiklerimin çoğunu kimden öğrendiğimi söylersem artık bana olan güveniniz sarsılır. O yüzden, yani siz hala bana güveniyorken, bildiğimi iddia ettiğim şeyleri gerçekten doğru kabul edin ve bu sizin için yeterli olsun. Böylece Mert iyi bir insan olarak yoluna devam edebilsin.

13.1.09

Şeker isteyen?

Kahverengi masamın ortasındaki boşluk giderek bir girdaba mı benzedi? Masamın kenarında saçları örgülü bir bebek duruyor. Bazen onunla konuşuyorum. Nefes nefese, heyecanlı, hızlı hızlı birşeyler anlatıyor. Lafını kesmekten korkuyorum, dikkatle dinlemeye çalışıyorum. Biraz yorulup gözlerime bakıyor. Gözlerimi kaçırırsam birdaha benimle konuşmayacak.
Beyaz duvarlarımın ortasındaki resim giderek geçmişe benzemeye başladı. Kıpkırmızı, küçücük, mutlu bir şehirde zıplayan çocuklar bana nispet yapmaya başladı. Geri geri gelirken çarpa çarpa üzülmemeyi öğrenmek giderek daha zor bir hale gelmeye başladı. Geçmişimde zıplayan çocuklara çarpmamak için şarkı dinlemeyi bırakalı, günler daha uzun gelmeye başladı.
Bazen, zihnimde yalnızlık demleniyor. Birer çay koyuyoruz fincanlara, salonda çok güzel sohbetler, çok güzel dostlar. Bolca kahkaha, kederden epey uzak bir masal gibi. Verilen sözlerle söylenen yalanlar birbirine ne kadar çok benziyor değil mi? Evet. Kalkabilir miyiz? Belki. İşimiz bitti mi? Sanmam. Hatıraların ağırlığını kaldırıp kalkalım. Fincanlarınızı alayım, yalnızlık demlenmiştir. Şeker isteyen?
Küçücük adımlarımızla koskoca bir hayat karşısında ne kadar şansımız var yahu. Delilik bu yaptığımız. Ama sekerek gidersek belki hayatı şaşırtıp yırtabiliriz. Ardımızda sadece tek bir ayak izi bırakırsak belki peşimizi bırakır. Bırakmazsa, bir müddet sonra mutlaka, bir müddetliğine de olsa koyboluruz. İşte o kayboluşun sonunda kendimizi kahverengi bir masada geldiğimiz yere bakarken buluruz. Duyulmayan konuşmalarla özlem duyulan çocuklar karşısında yalnızızdır.
Mutlu olmak varken demiş şair, geceler geldi dayandı kapımıza. Aşkolsun. Hamdolsun.

2 comments:

merveaygun said...

ezginin günlüğü..

:)

"aşk yüzünden" albümlerine dair not:
içinden çok şey alabileceğin,ve beslenebileceğin doluluğa sahip bir albüm olduğunu düşündüm
şeker isteyenler'i sorduğunu görünce.

çünkü
merve meydan okuyarak der ki

sarhoş balıklar ve topal martılar;

geçmişinde zıplayan çocuklara çarpmamak için şarkı dinlemeyi bırakmış bir küsküne,
yeniden çocuk düşleri kurdurabilecek kadar iyimser,
umutlu,
heyecanlı,
maviye düşkün
ve
bu dünyaya ait oldukları ıstırabını görmezden gelebilecek kadar mutlu,
aklı beş karış havadadırlar..

imkansız şey değildir onlar için

karpuz kabuğundan gemiler yapmak..

ey
onların düşlerine gülüp geçen sefiller
üzgünüm;
onlar
o gemileri yaparlar
bir güzel
denizlere bırakırlar
binerler
gezerler
..
üstüne birde
aşık olurlar
aşık olduklarıyla kalmaz
bal gibi de
aldanırlar
...

simplextablosu said...

merve meydan okuyor
balık ve martı düşmanlarına.

kendi safında
denizden bir balık kapmış martı, karşısında
yüzmeyi bilmeyenler.

alâ!