ipek kravatlı zerafetler eşliğinde
hep bizdik o kırılan.
benzersiz mutluluklarımız kayıp,
yastıkta başlayan ve son bulan
dalıp dalıp kaybolan ömürlerdik
mavi gökyüzünün altında keder
üstünde beyazı çalınmış hilal
tüm yorgunluğun oksijen olduğu zaman
çalarak aslına varan
varolan
korkak keman ömürlerdik.
1 comment:
“zaman insanla oynamayı seven hem zalim hem de merhametli bir tanrıdır.
ona karşı çıkamazsın.
yapman gereken beklemek.
onun, derin bir unutuşla bizi rahatlatacak örtüsünü üzerimize örtmesini beklemek...”*
benzersiz mutluluklarımızı kaybettik…
işte bu işleyişte,
kaybetmenin tadına kapılan mert’in satırlarındaki bütün bu ömürler, pek çok şeyden çalarak var olabilmeye çalışanların oluşturduğu bataklığın dibini boyladı.
Bu rezaleti unutmak için, hafızalarımızı silebilir miyiz? hayır, bunu denemeyelim. bu zor bataktan zaten çıkamayız. ama belki “batırdıklarımız” ın keşkeleri hatrına bir şeyler yapmak için hala biraz yüreğimiz vardır. Tüm bu gücü toparlayabilmek içinse, zamanın merhametli ellerinin, üzerimize dokunmasını beklemek gerek. sessizce itaat etmek.
(*Ahmet ümit)
Post a Comment