Neyin nesi kimin fesi
- simplextablosu
- Mert, bir insandır. Bana öyle geliyor ki iyi de bir insandır. Ama elbette emin olamayız. Zira Mert hakkında bildiklerimin çoğunu kimden öğrendiğimi söylersem artık bana olan güveniniz sarsılır. O yüzden, yani siz hala bana güveniyorken, bildiğimi iddia ettiğim şeyleri gerçekten doğru kabul edin ve bu sizin için yeterli olsun. Böylece Mert iyi bir insan olarak yoluna devam edebilsin.
13.10.06
ah be abi
"ah be abi" dedi. "ne olurdu sanki beş dakika önce gelseydin. şimdi kalktı daha vapur, yetişirdin." benim bir yere yetişmeye ihtiyacım yok ki, hem seni de tanımıyorum. ben öyle geçiyordum burdan, hayırdır? "ah be abi" dedi. "şimdi gitseydin o vapurla, denizin en güzel zamanını görecektin.tam bu saatte kalkan vapurlara binenler görür ancak. sende az daha yetişiyordun" hangi vapur arkadaş? beyoğlunun ortasında deniz ne arar? benimle dalga geçmeyi bırak lütfen, tamam işim yok ama biraz gururum kaldı hala. "yok be abi" dedi. "bugün en çok sen yaklaştın vapura. ne zamandır binen olmadı ki zaten. ama ben biliyordum, ta sokağın başından gördüm senin vapura yetişmeye çalıştığını, koş dedim o kadar bağırdım, hiç duymadın ki be abi. ama olsun. senin biletinin tarihi daha var. gene gel. mutlaka binmen lazım, denizin en güzel zamanını görmeyi hakediyorsun" peki o vapura bindin mi sen hiç? yani denizin diyorum, en güzel zamanını gördün mü? "ah be abi" dedi "bırak şimdi şaka yapmayı, onu görenlerin bir daha burda ne işi var" bir yalanın peşinde koşmamı istiyorsun galiba. ama dediğine bakılırsa güzel bir yalan bu. belki değer. tamam o zaman, bundan sonra o vapura yetişmek için elimden geleni yapacağım bende. "abi" dedi, bu sefer biraz hüzünlü bir sesle. "gittiğin yerden bana bir mektup atar mısın? denizin o en güzel anını anlatan? ha, yazarmısın?" adrese ne yazıcam ki, hem adını bile bilmiyorum, edebiyattan da hep bütünlemeye kalırdım ben zaten. olur mu ki? "ah be abi" dedi. "sen yaz, sen yazarsın. yazdıktan sonrada zarfa falan gerek yok, denize bırak yavaşça ben alırım onu, merak etme" güzel bir yalanın peşinden koşmak gibisi yoktur değil mi? evet. bu ömür dedikleri şey, dertli gerçeklerin peşinden koşmaya değmeyecek kadar önemsiz. güzel bir yalan uğruna yola çıkılabilir. sen benim güzel yalanımı bana söyledin. bunun için teşekkür ederim. mektubumu bekle, sana mutlaka yazacağım. "ah be abi" dedi. "o kadar mutlu olacaksın ki..."
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
No comments:
Post a Comment