Neyin nesi kimin fesi

Mert, bir insandır. Bana öyle geliyor ki iyi de bir insandır. Ama elbette emin olamayız. Zira Mert hakkında bildiklerimin çoğunu kimden öğrendiğimi söylersem artık bana olan güveniniz sarsılır. O yüzden, yani siz hala bana güveniyorken, bildiğimi iddia ettiğim şeyleri gerçekten doğru kabul edin ve bu sizin için yeterli olsun. Böylece Mert iyi bir insan olarak yoluna devam edebilsin.

13.10.06

yol

bir yere gitmeye dairdir. değişen anıların ortak noktasında hep o şeritler. beyaz bir yılan gibi tüm manzaranın ortasında. yol tüketilmeye mahkum cezadır. sonunda sevinç mi gözyaşı mı umursamaz. o, zamanın gördüğünüz şeklidir. yolun bir yerinde mutlaka onun olursunuz. dilediğiniz kadar önleminizi alın. şarkılardan sıkılacak, kitapları bırakacaksınız. sohbet artık tat vermeyecek. yapacağınız hiç bir şey kalmadı. gözleriniz asfaltta yolun gerçekliğini ezberlemeye başlayacaksınız. banketlerden silüetler size sorular soracak. nereye gidiyorsun? geçen arabalar, yol kenarında ki insanlar, hayvanlar, motor gürültüsü, rüzgar uğultusu.. hepsi hiç perde demeyecek bir oyunun dekorları gibi duruyor. o senin oyunun. seni ilgilendirmeyen ayrıntıların mahkumusun sen. nereye gidiyorsun? gece karanlığında bütün bu ışıklar da ne? yolun olmuşsundur artık. o sana hükmeder. istediği zaman çabuk geçer, istemediği zaman bir ömür. bu yol hangi dertleri taşımış bilmezsin. kaç kişi dönmek için yalvarır, sen ne zaman yalvaracaksın? yol seni belki kabul eder. ama geri dönüşte ordan geçer. aynı banketlerde aynı silüetler hep ordadır. o mutlak soru yolda hep çınlanır; nereye gidiyorsun? yolu öğrenmek zaman ister, onunla gitmek gerek. yolun hakkını vermeden bitmez. siyah asfalt beyaz çizgiyle sevişir. güneş kırmızı nokta. ve zamanın bir durağında inersin. giden gelmiş derler. ama gelen aynı kişi midir? bunu ancak yol bilir, bildiğini kimseyle paylaşmaz

No comments: